English Vocabulary of Animal Science and Agriculture

İngilizce - Türkçe Zootekni ve Tarım Terimleri Sözlüğü


310 words. for now...



1. abattoir - mezbaha

EN: a facility where farm animals are harvested and processed into meat products

TR: çiftllik hayvanlarının kesildiği ve et olarak işlenmek için hazırlandığı yer


2. abiotic - abiyotik

EN: physical rather than biological; not derived from living organisms

TR: canlı organizmadan üretilmemiş, biyolojik olmayan


3. abomasum - abomasum, şirden

EN: the fourth stomach of a ruminant, which receives food from the omasum and passes it to the small intestine

TR: ruminantlarda dördüncü mide, sindirimdeki besinler buradan ince bağırsağa geçer


4. abortion - düşük, yavru atma

EN: foetal death and expulsion during pregnancy

TR: gebelik süresinde fetal ölüm sonucu yavrunun düşmesi, düşük, yavru atma


5. abscess - abse

EN: localized collection of pus in a cavity formed by disintegration of tissues

TR: dokuların arasında dokuların bozulmasıyla oluşan iltihabi yapı


6. accelerated lambing - hızlandırılmış kuzulama

EN: the management schedule in which individual ewes lamb more than once per year. 

TR: koyunların yılda birden fazla kuzulatılması için yapılan düzenlemeler


7. acclimatization - iklime alıştırma

EN: the process in which an individual organism adjusts to a change in its environment

TR: bir organizmanın çevresel değişikliklere alış(tırıl)ması


8. acetonemia - ketozis

EN: a condition characterized by raised levels of ketone bodies in the body

TR: karbonhidrat metabolizmasının bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan, genellikle subakut ve kronik seyirli bir hastalıktır


9. acetylcholine - asetilkolin

EN: a compound that occurs throughout the nervous system, in which it functions as a neurotransmitter

TR: sinir sisteminde nörotransmitter olarak işlev gören bir bileşik


10. achilles tendon - aşil tendon

EN: the tendon connecting calf muscles to the heel

TR: baldır kaslarını topukla birleştiren büyük tendon


11. acidosis - asidoz

EN: a condition when the rumen becomes too acid. usually due to over-consumption of grain

TR: rumen pH'sının çok fazla asit olması ile ortaya çıkan bir zehirlenme durumu. tahıl tüketiminin fazla olduğu durumlarda görülür


12. actin - aktin

EN: a protein that forms (together with myosin) the contractile filaments of muscle cells, and is also involved in motion in other types of cells.

TR: kas hücrelerinin kontraktil filamentlerini oluşturan (miyozin ile birlikte) bir proteindir.


13. actomyosin - aktomiyozin

EN: a complex of actin and myosin of which the contractile protein filaments of muscle tissue are composed

TR: kas dokusunda kasılma işlevini gören yapıyı oluşturan kontraktil protein kompleksi


14. acute - akut

EN: sharp or severe in effect

TR: keskin veya şiddetli etki (bir hastalığın aniden ve şiddetli ortaya çıkışı)


15. acute disease - akut hastalık

EN: a disease which is rapid in onset and usually short in duration

TR: aniden ve şiddetli bir şekilde ortaya çıkan ve kısa süren hastalık


16. adaptability - uyum yeteneği

EN: ability of breeds to survive and produce in a given environment with available resources. 

TR: bir ırkın bir bölgedeki iklim ve benzeri şartlara uyum gösterme yeteneği, adaptasyon yeteneği


17. adductor - addüktör

EN: a muscle whose contraction moves a limb or other part of the body toward the midline of the body or toward another part

TR: kasılması vücudun orta çizgisine doğru olan veya vücudun diğer bir bölümünü vücudun orta çizgisine doğru hareket ettiren kas


18. adipose - adipoz

EN: used for the storage of fat

TR: vücutta depolanan yağ


19. aflatoxin - aflatoksin

EN: a particular group of mycotoxins produced by some species of the genus Aspergillus

TR: Aspergillus cinsinin bazı türleri tarafından üretilen bir mikotoksin grubu


20. afterbirth - plasenta, eş

EN: the placenta and fetal membranes discharged from the uterus after the birth

TR: doğumdan sonra rahimden atılan plasenta ve fötal membranlar


21. afterswarm - geç oğul

EN: swarms which leave a colony with a virgin queen, after the first (or prime) swarm has departed in the same season; afterswarms are also referred to as secondary or tertiary swarms.

TR: bir sezonda ilk sürüden sonra, bir kraliçe ve bir koloni bırakan arı sürüleri, ikincil veya çüncül sürü de denir


22. agribusiness - tarım ticareti

EN: agriculture conducted on commercial principles, especially using advanced technology

TR: özellikle ileri teknoloji kullanılarak yapılan ve ticari prensipler üzerine kurulu ticari tarım işi


23. agrobiodiversity - tarımsal çeşitlilik

EN: agrobiodiversity is the result of natural selection processes and the careful selection and inventive developments of farmers, herders and fishers over millennia

TR: gerek insan eliyle, çiftçilerin, çobanların ve balıkçıların faaliyetleriyle, gerek doğal yollarla binlerce yılda oluşan bir seleksiyon sonucu ortaya çıkan çıkan biyoçeşitlilik


24. allele - allel

EN: one of two or more alternative forms of a gene that arise by mutation and are found at the same place on a chromosome

TR: bir kromozomun aynı lokusunda bulunan ve birbirinin alternatifi olan gen çifti


25. amino acid - amino asit

EN: a simple organic compound containing both a carboxyl (—COOH) and an amino (—NH2 ) group

TR: proteinlerin en alt bileşeni olan moleküllerin genel adı, bir karboksil ve bir amino grubu içerir


26. amphibian - amfibi hayvan

EN: the class of vertebrates that live on land but breed in water; frogs, salamanders etc.

TR: kurbağalar, semenderler gibi karada yaşayan ancak üremek için suya dönen ve yeni doğan yavruları suda yaşayan omurgalı canlı grubu


27. anabolism - anabolizma, özümleme

EN: the synthesis of complex molecules in living organisms from simpler ones together with the storage of energy; constructive metabolism.

TR: küçük yapı taşlarından büyük yapılı moleküllerin sentezlenmesi, özümleme. metabolizmada yapım işleri.


28. anaerobic - anaerobik, oksijensiz

EN: (of an organism or tissue) living in the absence of air or free oxygen

TR: bir organizma veya dokunun havada serbest oksijen olmaması durumunda yaşaması


29. androgen - androjen

EN: a male sex hormone, such as testosterone.

TR: erkek eşey hormonu.


30. animal science - zootekni

EN: animal science (also animal bioscience) is described as "studying the biology of animals that are under the control of humankind." it can also be described as the production and management of farm animals

TR: yvan bilimi (ayrıca hayvan biyobilimi) "insanlığın kontrolünde olan hayvanların biyolojisinin incelenmesi" olarak tanımlanmaktadır. aynı zamanda çiftlik hayvanlarının üretimi ve yönetimi olarak da tanımlanabilir


31. ankle - ayak bileği

EN: the joint connecting the foot with the leg

TR: ayağın bacakla birleştiği bölge, buradaki eklem


32. anoestrus - östrus dışı dönem

EN: (of a female mammal) the interval of sexual inactivity between two periods of heat or rut.

TR: bir dişi memelinin, iki kızgınlık dönemi arasında kalan sakinlik devresi


33. anomaly, abnormality - anomali

EN: a deviation from the common rule, type, arrangement, or form

TR: genel kural, durum veya biçimden sapma, anormal olma durumu


34. antemortem - ölüm öncesi

EN: before death

TR: canlılarda ölüm öncesi durumu tanımlamak için kullanılan bir terim


35. anterior - ön

EN: nearer the front, especially situated in the front of the body or nearer to the head.

TR: ön tarafta olan, ön tarafla ilgili


36. anthelmintic - anti-helmintik

EN: used to destroy parasitic worms

TR: iç parazitleri öldürmek için kullanılan etken madde grubu


37. anthelmintic - parazit öldürücü

EN: a substance capable of destroying oreliminating parasitic worms, especially human intestinal helminths

TR: parazitik kurtları, özellikle bağırsak parazitlerini öldürmeyi sağlayan kimyasal maddeler


38. antibiotic - antibiyotik

EN: a medicine (such as penicillin or its derivatives) that inhibits the growth of or destroys microorganisms.

TR: penisilin ve benzeri ilaçlar. bakteri benzeri mikroorganizmaları öldürmek veya üremelerini durdurmak için kullanılan etken madde grubu


39. antibody - antikor

EN: a blood protein produced in response to and counteracting a specific antigen. Antibodies combine chemically with substances that the body recognizes as alien, such as bacteria, viruses, and foreign substances in the blood.

TR: belirli bir antijene tepki olarak bağışıklık sistemi tarafından üretilen kan proteini


40. antigen - antijen

EN: a toxin or other foreign substance that induces an immune response in the body, especially the production of antibodies.

TR: vücutta bağışıklık tepkisi oluşturan ve antikor sağlanmasını tetikleyen toksik veya diğer yabancı kaynaklı moleküller


41. antimicrobial - antimikrobiyal

EN: germicide, disinfectant

TR: mikroorganizma öldürücü


42. antioxidant - antioksidan

EN: a substance that inhibits oxidation, especially one used to counteract the deterioration of stored food products.

TR: gıda korumada da kullanılan ve oksidasyonu azaltan veya durduran kimyasal ajanlar


43. antiseptic - antiseptik

EN: preventing the growth of disease-causing microorganisms.

TR: hastalık yapan mikroorganizmaların gelişimini önleyen madde, dezenfektan


44. apiculture - arıcılık bilimi

EN: the science and art of raising honey bees

TR: bal arısı yetiştiriciliği bilimi ve sanatı


45. apoptosis - apoptoz

EN: the death of cells that occurs as a normal and controlled part of an organism's growth or development

TR: bir organizmanın büyümesi veya gelişmesinin normal ve kontrollü bir parçası olarak ortaya çıkan hücre ölümü


46. appendicular skeleton - apendiküler iskelet

EN: The bones of the limbs, including the bones of the pectoral and pelvic girdles.

TR: Pektoral ve pelvik kemikler de dahil, uzuv iskeletleri. Ekstremite kemikleri.


47. aquaculture - su kültürü

EN: the rearing of aquatic animals or the cultivation of aquatic plants for food.

TR: suda yaşayan hayvan ve bitkilerin yetiştirilmesi


48. artery - atardamar

EN: any of the muscular-walled tubes forming part of the circulation system by which blood (mainly that which has been oxygenated) is conveyed from the heart to all parts of the body

TR: kalpten pompalanan oksijence zengin taze kanı vücudun tüm bölümlerine ulaştıran kas duvarlı damarlar


49. artificial fertilisation - suni dölleme

EN: bringing together of semen and eggs under laboratory conditions

TR: semen ve yumurtaları laboratuvar şartlarında bir araya getirerek oluşturulan dölleme


50. artificial insemination - suni tohumlama

EN: the process making a female animal pregnant by an artificial methot of puttig male sperm inside her and not by sexual activity

TR: aşım olmadan dişi hayvanı gebe bırakmak için kullanılan suni yöntem


51. artificial vagina - suni vajina

EN: a device designed to imitate the female sex organ

TR: dişi cinsel organını taklit eden alet, suni tohumlama için erkekten döl eldesinde kullanılır


52. ascorbate - askorbat

EN: a salt, ester, or the anion of ascorbic acid.

TR: askorbik asitin tuzları, anyonları veya esterlerinin genel adı


53. asexual reproduction - eşeysiz üreme

EN: a mode of reproduction by which offspring arise from a single organism, and inherit the genes of that parent only

TR: tek bir organizmadan soyun devam ettiği ve yavru(lar)ın tüm genlerini bu bireyden aldığı üreme biçimi,


54. ATP - ATP

EN: adenosine triphosphate. the energy molecule of live cells.

TR: adenozin trifosfat. canlı hücrelerin enerji molekülü.


55. atrophy - atrofi

EN: the process of atrophying or state of having atrophied.

TR: körelme, dumur.


56. average daily gain (ADG) - ortalama günlük kazanç

EN: ADG is the amount of body weight change of an animal per day

TR: hayvanın canlı ağırlığında meydana gelen günlük artış


57. avian - kanatlı

EN: relating to birds.

TR: kuşlarla ilgili, kanatlı hayvanlarla ilgili


58. axial skeleton - aksiyel iskelet

EN: udes the bones that form the skull, laryngeal skeleton, vertebral column, and thoracic cage.

TR: iskeletin, kafatası, omurga, göğüs kafesi ve göğüs kemiğini kapsayan eksenel kısmı


59. backfat - sırt yağı

EN: a measurement taken at the loin of a pig and used in calculating the final price of a pork carcass.

TR: Bir domuzun belinden alınan ve domuz karkasının nihai fiyatının hesaplanmasında kullanılan bir ölçüm.


60. bacon - domuz pastırması

EN: the back and sides of the hog, salted and dried or smoked, usually sliced thin and fried for food.

TR: domuz etinden hazırlanan, tuzlanmış ve kurutulmuş veya füme edilmiş, genellikle ince dilimlenmiş et ürünü


61. bacteria - bakteri

EN: a member of a large group of unicellular microorganisms that have cell walls but lack organelles and an organized nucleus, including some that can cause disease.

TR: tek hücreli canlılar grubunun geniş bir ailesi. hücre duvarı olan, bazı türleri hastalık yapan ve organize bir çekirdeği bulunan tek hücreli mikroorganizmalar.


62. bale - balya

EN: a bundle of compressed wool or hay, compacted for shipping and handling

TR: nakliye ve taşıma için sıkıştırılmış yün veya saman demeti


63. barley - arpa

EN: a hardy cereal that has coarse bristles extending from the ears. It is widely cultivated, chiefly for use in brewing and stockfeed

TR: dane kılıflarından uzanan sert kılçıkları olan, genellikle bira yapımında ve yem olarak kullanılan tahıl


64. barrow - hadım domuz

EN: a castrated boar

TR: kastre edilmiş erkek domuz


65. basal metabolism - bazal metabolizma

EN: the amount of energy required to maintain the body of an individual in a resting state

TR: bir canlının vücudu dinlenme durumundayken gereken enerji miktarı


66. beak - gaga

EN: the hard protruding mouth part of a bird consisting of an uper and a lower part

TR: bir kuşun alt ve üst sert çıkıntılardan oluşan ağız kısmı


67. beard - sakal

EN: the feathers bunched together under the beak or the jaw

TR: gaga veya çene altında tüylerin toplanmasıyla oluşan yapı


68. bedding - altlık

EN: material scattered on the floor of a poultry house or barn to absorb moisture and manure

TR: hayvanların kaldığı yerin altına serilmiş, nemi ve dışkıyı emmeye yarayan materyal


69. bee - arı

EN: an insect of a large group to which the honeybee belongs, including many solitary as well as social kinds

TR: bal arısını da içeren, genellikle siyah-sarı karınlı uçucu bir böcek türü


70. bee venom - arı zehiri

EN: poisonous matter secreted by honeybees, used chiefly in defense and communicated by stinging; the poison is secreted by special glands attached to the stinger of the bee

TR: bal arıları tarafından salgılanan ve esas olarak savunmada kullanılan ve iğne yoluyla iletilen zehirli madde; zehir, arı iğnesine bağlı özel bezler tarafından salgılanır


71. beef - sığır eti

EN: meat of cattle

TR: sığır eti, biftek


72. beehive, bee hive - arı kovanı

EN: a structure in which bees are kept, typically in the form of a dome or box

TR: arıların barındı(rıl)dığı, genellikle kutu veya kubbe şeklinde olan yapı


73. beet - pancar

EN: beet is a crop with a thick round root. it is often used to feed animals and sugar production

TR: kalın yuvarlak köklü bir bitki. hayvanları beslemek ve şeker üretmek için kullanılır


74. beewax - balmumu

EN: a mixture consisting of the palmitate of myricyl alcohol and other higher esters, free cerotic acid, and hydrocarbons

TR: mirisil alkol ve diğer yüksek esterler, serbest serotik asitten ve hidrokarbonlardan oluşan bir karışım, bal mumu


75. biomass - biyokütle

EN: the total mass of organisms in a given area or volume.

TR: verilen alan veya hacimdeki toplam canlı ağırlığı


76. biosecurity - biyogüvenlik

EN: procedures intended to protect humans or animals against disease or harmful biological agents

TR: insan veya hayvanları hastalık ve diğer zararlı ajanlardan korumaya yönelik prosedürler


77. biotic - biyotik

EN: living things

TR: canlılık, canlı şeyler.


78. bleat - melemek

EN: the wavering cry made by a sheep or goat

TR: koyu, keçi gibi hayvanların ses çıkarması


79. blood - kan

EN: the red liquid that circulates in the arteries and veins of humans and other vertebrate animals, carrying oxygen to and carbon dioxide from the tissues of the body.

TR: omurgalılarda dolaşım sisteminde dolaşan, dokular arasında besin, oksijen ve karbondioksit taşıyan kırmızı sıvı


80. boar - erkek domuz

EN: a male pig

TR: erkek domuz


81. boar - erkek domuz

EN: an uncastrated domestic male pig.

TR: kastre edilmemiş evcil erkek domuz


82. boar odor - domuz kokusu

EN: An distinctive odor associated with meat from intact adult male hogs.

TR: Sağlam yetişkin erkek domuz etinde hissedilen belirgin bir koku.


83. body condition score - vücut kondüsyon skoru

EN: a value from 1-5 (thin to fat) used to estimate condition of an animal

TR: bir hayvanın kondüsyonunu tahmin etmek için kullanılan 1-5 arasındaki bir puan


84. bone - kemik

EN: any of the pieces of hard, whitish tissue making up the skeleton in humans and other vertebrates.

TR: Omurgalıların sert iskeletini oluşturan, beyaz görünümlü sert yapılı organ


85. bovine - sığır

EN: an animal of the cattle group, which also includes buffaloes and bisons.

TR: bufalo ve bizonları da kapsayan iri ruminant hayvan grubu, sığır


86. brain - beyin

EN: an organ of soft nervous tissue contained in the skull, functioning as the coordinating center of sensation and intellectual and nervous activity

TR: kafatasında bulunan, duyusal ve zihinsel ve sinirsel aktivitenin koordinasyon merkezi olarak işlev gören bir yumuşak sinir dokulu organ


87. braise - kavurma

EN: fry (food) lightly and then stew it slowly in a closed container.

TR: kısık ateşte kendi suyuyla pişirilen et


88. bran - kepek

EN: pieces of grain husk separated from flour after milling

TR: tahılların öğütülmesi sırasında undan ayrılan kabuk parçaları


89. bray - anırmak

EN: the loud, harsh cry of a donkey

TR: eşeğin bağırarak çıkardığı Aİ şeklindeki ses


90. break joint - epifizyel kıkırdak

EN: The epiphyseal cartilage at the distal end of metacarpal bones is used to classify carcasses as lamb.

TR: Metakarp kemiklerinin distal ucundaki epifizyel kıkırdak, karkasların kuzu olarak sınıflandırılması için kullanılır.


91. breed - beslemek, üretmek (hayvan)

EN: cause (an animal) to produce offspring, typically in a controlled and organized way

TR: tarımsal amaçlı hayvan besleme, üretme


92. breed - ırk

EN: a stock of animals or plants within a species having a distinctive appearance and typically having been developed by deliberate selection.

TR: bir tür içinde ortak karakterlere sahip olan ve bu karakterlerini kalıtım yoluyla nesiller boyu yavrularına geçirebilen hayvan grubu


93. breeder - damızlık hayvan

EN: a male or female kept for reproduction.

TR: sürüde yeni hayvan üretimi için damızlık olarak ayrılmış erkek ya da dişi hayvanlar


94. breeding - hayvan ıslahı

EN: the mating and production of offspring by animals.

TR: hayvanların kontrollü olarak çiftleştirilip üretilmesiyle belirli karakterlerin belirgin hale getirilmesi


95. broil - ızgara

EN: cook (meat or fish) by exposure to direct, intense radiant heat.

TR: etin doğrudan ateşe temas ederek pişirilmesi


96. broiler - etlik piliç

EN: a type of chicken bred for meat production.

TR: et verimi için beslenen tavuk ırkı


97. buck - teke

EN: a male goat

TR: erkek keçi


98. buck - koç

EN: a male sheep

TR: erkek koyun, koç


99. buck - erkek tavşan

EN: a male rabbit

TR: erkek tavşan


100. bull - boğa

EN: a male cattle that can be used for breeder

TR: kastre edilmemiş, damızlıkta kullanılabilecek erkek sığır