English Vocabulary of Animal Science and Agriculture

İngilizce - Türkçe Zootekni ve Tarım Terimleri Sözlüğü



genital    • •    genital    

animal reproductive organs

hayvanlarda üreme organları


break joint    • •    epifizyel kıkırdak    

The epiphyseal cartilage at the distal end of metacarpal bones is used to classify carcasses as lamb.

Metakarp kemiklerinin distal ucundaki epifizyel kıkırdak, karkasların kuzu olarak sınıflandırılması için kullanılır.


fibula    • •    baldır kemiği    

the outer and usually smaller of the two bones between the knee and the ankle

diz ve ayak bileği arasında kalan iki kemikten küçük olanı (genellikle)


capon    • •    kapon    

a castrated rooster

kastre edilmiş horoz


fat thickness    • •    yağ kalınlığı    

refers to the thickness of subcutaneous fat

hayvanlarda cilt altı yağ kalınlığını ifade eder


herd    • •    sürü    

a large group of animals, especially farm animal groups. a herd of cattle, a herd of cows etc.

hayvan sürüsü



connective tissue    • •    bağ doku    

issue that connects, supports, binds, or separates other tissues or organs, typically having relatively few cells embedded in an amorphous matrix, often with collagen or other fibers, and including cartilaginous, fatty, and elastic tissues

genellikle kollajen veya diğer elyaflar ile nispeten az sayıda hücre yerleştirilmiş olan, diğer dokuları veya organları birbirine bağlayan, destekleyen, bağlayan veya ayıran, kıkırdaklı, yağlı ve elastik dokuları içeren doku türü



carcinogen    • •    karsinojen, kanserojen    

a cancer causing agent.

kansere neden olan ajanlar


anaerobic    • •    anaerobik, oksijensiz    

(of an organism or tissue) living in the absence of air or free oxygen

bir organizma veya dokunun havada serbest oksijen olmaması durumunda yaşaması


foaling    • •    atın doğurması    

the act of giving birth to a foal

bir atın tayını doğurması işlemi


fisting    • •    yumrukla yüzmek    

removing the pelt from a carcass by using a fist to separate the pelt from the fell membrane

karkastan deriyi ayırmak için yumruk kullanma, yumruğu bastırarak yüzme


acetylcholine    • •    asetilkolin    

a compound that occurs throughout the nervous system, in which it functions as a neurotransmitter

sinir sisteminde nörotransmitter olarak işlev gören bir bileşik


antimicrobial    • •    antimikrobiyal    

germicide, disinfectant

mikroorganizma öldürücü


brain    • •    beyin    

an organ of soft nervous tissue contained in the skull, functioning as the coordinating center of sensation and intellectual and nervous activity

kafatasında bulunan, duyusal ve zihinsel ve sinirsel aktivitenin koordinasyon merkezi olarak işlev gören bir yumuşak sinir dokulu organ


femur    • •    femur, uyluk kemiği    

the long bone in the hind leg that articulates with the pelvic bone and the tibia and fibula

arka bacaktaki uzun kemik. kalça kemiği ve baldır kemikleri (tibia ve fibula) arasında eklem yapar



wheat    • •    buğday    

a cereal plant that is the most important kind grown in temperate countries, the grain of which is ground to make flour for bread, pasta, pastry, etc..

ılıman ülkelerde yetiştirilen en önemli tahıl türü. ekmek, makarna, pasta vb. için un yapmak amacıyla öğütülür



vas deferens    • •    vas deferens    

the duct that conveys sperm from the testicle to the urethra

spermleri testisten üretraya ileten kanal


colostrum    • •    ağız sütü, kolostrum    

the first secretion from the mammary glands after giving birth, rich in antibodies

memelilerde doğumdan sonra memeden ilk salgılanan, koyu kıvamlı ve antikorlar bakımından zengin süt


ovum    • •    yumurta hücresi    

a mature female reproductive cell, especially of a human or other animal, that can divide to give rise to an embryo usually only after fertilization by a male cell

üreme kabiliyetine sahip dişi memelilerin üreme hücresi, döllendikten sonra zigot oluşturur


roughage    • •    kaba yem    

bulky food such as grass or hay for horses and cattle; fodder

at ve sığır gibi hayvanlar için kaba yem olarak kullanılan yemler



concentration    • •    konsantrasyon    

reduction of water content and corresponding increase in solids content for a preservative effect on foods

yemlerde ve gıdalarda koruyucu etki sağlamak amacıyla su içeriğinin azaltılması, kuru madde oranını artırmak


dark cutter    • •    yağsız koyu et    

beef with lean tissue that is dark in color. it is the result of long term stress that has reduced the glycogen content in muscle prior to slaughter, The muscle pH of a dark cutter is generally high (approx. 6.5) which results in higher water-holding capacity and more light absorbency than normal thus causing a dark lean color.

yağsız koyu renkli et. kastaki glikojen oranını düşüren stres gibi faktörlerin etkisiyle daha çok ortaya çıkar


embryonic mortality    • •    embriyo ölümü    

loss of conceptus in first few weeks or months of gestation.

gebeliğin ilk birkaç haftasında meydana gelen embriyo ölümü


glycogen    • •    glikojen    

polysaccharide of glucose found in the muscle and liver of living animals

canlı hayvanlarda kaslar ve karaciğerde bulunan glikoz polisakkaridi


broiler    • •    etlik piliç    

a type of chicken bred for meat production.

et verimi için beslenen tavuk ırkı