English Vocabulary of Animal Science and Agriculture

İngilizce - Türkçe Zootekni ve Tarım Terimleri Sözlüğü



fowl    • •    kümes hayvanı, tavuk, hindi    

a bird kept chiefly for its eggs and flesh; a domestic cock or hen

eti ve yumurtası için beslenen kanatlı kümes hayvanı


clitoris    • •    klitoris, bızır    

a small sensitive and erectile part of the female genitals at the anterior end of the vulva

vulvanın üst kısmında bulunan, hassas ve sertleşme özelliği bulunan bölge


cracked eggs    • •    kırık yumurta    

eggs that may have some imperfection in the shell and are used in further processing of egg products

kabuğunda kırık çatlak gibi kusurları bulunan ve genelde yumurta ürünlerinin üretiminde kullanılmak üzere ayrılan yumurta


abortion    • •    düşük, yavru atma    

foetal death and expulsion during pregnancy

gebelik süresinde fetal ölüm sonucu yavrunun düşmesi, düşük, yavru atma


afterswarm    • •    geç oğul    

swarms which leave a colony with a virgin queen, after the first (or prime) swarm has departed in the same season; afterswarms are also referred to as secondary or tertiary swarms.

bir sezonda ilk sürüden sonra, bir kraliçe ve bir koloni bırakan arı sürüleri, ikincil veya çüncül sürü de denir


femur    • •    femur, uyluk kemiği    

the long bone in the hind leg that articulates with the pelvic bone and the tibia and fibula

arka bacaktaki uzun kemik. kalça kemiği ve baldır kemikleri (tibia ve fibula) arasında eklem yapar



bone    • •    kemik    

any of the pieces of hard, whitish tissue making up the skeleton in humans and other vertebrates.

Omurgalıların sert iskeletini oluşturan, beyaz görünümlü sert yapılı organ



carbohydrate    • •    karbonhidrat    

a biological molecule consisting of carbon, hydrogen and oxygen atoms, usually with a hydrogen–oxygen atom ratio of 2:1

genelde 2:1 hidrojen/oksijen oranı ile, karbon, oksijen ve hidrojenden oluşan biyolojik moleküllerin genel adı



antibiotic    • •    antibiyotik    

a medicine (such as penicillin or its derivatives) that inhibits the growth of or destroys microorganisms.

penisilin ve benzeri ilaçlar. bakteri benzeri mikroorganizmaları öldürmek veya üremelerini durdurmak için kullanılan etken madde grubu


capon    • •    kapon    

a castrated rooster

kastre edilmiş horoz


gelation    • •    jelleşme    

the process of forming a protein matrix that will entrap water.

proteinin pelteleşmesi, jel kıvamına gelme


cock    • •    horoz    

a male chicken, rooster

horoz, erkek tavuk


cowper's gland    • •    cowper bezi    

either of a pair of small glands that open into the urethra at the base of the penis and secrete a constituent of seminal fluid

üretraya açılan ve semen sıvısına katkı sağlayan bez


knee    • •    diz    

the joint between the thigh and the lower back leg in mammals

memelilerde arka bacağın üst ve alt kısımları arasındaki bölge ve buradaki eklem, diz


elastin    • •    elastin    

rubberlike connective tissue protein noted for its elasticity and extreme insolubility

esnekliği ve çözünmeye karşı aşırı direnci ile bilinen bağ dokusu proteini


rumen    • •    rumen, işkembe    

the first stomach of a ruminant, which receives food or cud from the esophagus, partly digests it with the aid of bacteria, and passes it to the reticulum

ruminantlarda birinci mide, işkembe. bakteriyel sindirimin gerçekleştiği yer.



joint    • •    eklem, mafsal    

a structure in the human or animal body at which two parts of the skeleton are fitted together.

insan ve hayvan vücudunda iskeletin iki parçasının birleştiği bölüm



apiculture    • •    arıcılık bilimi    

the science and art of raising honey bees

bal arısı yetiştiriciliği bilimi ve sanatı


fatty acids    • •    yağ asitleri    

a carboxylic acid consisting of a hydrocarbon chain and a terminal carboxyl group, especially any of those occurring as esters in fats and oils

bir hidrokarbon zincirinden ve bir terminal karboksil grubundan oluşan bir karboksilik asit, özellikle yağlar ve yağlar içinde esterler halinde bulunur, yağ asiti


breed    • •    beslemek, üretmek (hayvan)    

cause (an animal) to produce offspring, typically in a controlled and organized way

tarımsal amaçlı hayvan besleme, üretme


amino acid    • •    amino asit    

a simple organic compound containing both a carboxyl (—COOH) and an amino (—NH2 ) group

proteinlerin en alt bileşeni olan moleküllerin genel adı, bir karboksil ve bir amino grubu içerir


boar    • •    erkek domuz    

an uncastrated domestic male pig.

kastre edilmemiş evcil erkek domuz



brain    • •    beyin    

an organ of soft nervous tissue contained in the skull, functioning as the coordinating center of sensation and intellectual and nervous activity

kafatasında bulunan, duyusal ve zihinsel ve sinirsel aktivitenin koordinasyon merkezi olarak işlev gören bir yumuşak sinir dokulu organ


pig    • •    domuz    

an omnivorous domesticated hoofed mammal with sparse bristly hair and a flat snout for rooting in the soil, kept for its meat

eti için beslenen, omnivor bir hayvan



bull    • •    boğa    

a male cattle that can be used for breeder

kastre edilmemiş, damızlıkta kullanılabilecek erkek sığır